Ana Sayfa
Tarihçemiz
Üyelerimiz
Yönetim Kurulu
Resimler
Videolar
İletişim
Konu Başlıkları
FAALİYET RAPORU
FUTBOL TAKIMIMIZ
YÖNETİM KURULU
KÖY AĞALARIMIZ
GENÇ SALUR KÖY'LÜLER
ARŞİV-TELEFONLAR
SPORCULARIMIZ
TURNUVA KURALLARI
HAFTALIK MAÇ SAATLERİ
8.FUTBOL TURNUVA PUAN DURUMU
ZİYARETÇİ DEFTERİ
SİZDEN GELENLER
ONLİNE CHAT
FAYDALI SİTELER
ERSİAD
EKEV
REFAHİYE DERNEĞİ
KAYMAKAMLIK
ERZİNCAN GAZETESİ
Erzincan İstanbul Ankara
Reklam-1
Köyümüzün Tarihçesi Köyümüzün Kuruluşu 17. yy ortalarına kadar dayanmaktadır. İlk gelenlerin Kafkaslardan ve Orta Asya’dan gelenler olduğu anlaşılmaktadır. Tarihte Salur ismi Oğuzların Üçok boyuna bağlı bir Türk kabilesinin adıdır. Köyümüzün ismi de bu adla anılmış olup günümüze kadarda ismi değişmeyen köylerden biri olmuştur. Dede Korkut hikayelerinde adı geçen ve yaptığı işler anlatılan Salur Kazan bu kabiledendir. Köyümüz insanı zaman zaman geçmiş yıllarda seferberliğe gitmiş olsalar dahi kısa süre gittikleri yerlerde kalmak suretiyle yinede köyüne dönmüşlerdir. Tıpkı 1916’ da Rusların Erzincan’ı işgal ettikten sonra gittikleri yerden birkaç sene sonra döndükleri gibi. Bu arada köyünü terk etmeyerek kalanlarda çoğunluktadır. Milletin hali hiç iyi değildir. Uzun süre devam eden savaşlar eşi şehit olmuş kadınlar, yetim kalan çocuklar, salgın hastalıklar, eşkiyaların yol kesmeleri, ne var ne yok her şeyi talan etmeleri kısaca yaşamın bütün olumsuzlukları insanların üzerine karabulut gibi çökmüştü. Çalışma hayatı durmuş tarım ve hayvancılık yok olmuş bunun doğal sonucu olarak ta açlık ve yoksulluk baş göstermişti. Kısaca büyüklerimden dinlediğim kadarıyla insanlarımızın durumları perişandı. Buna rağmen insanlar umutla gelecekteki yaşamlarının mutlulukla barış içerisinde geçeceğine dair umutları hiçbir zaman yitirmemişlerdi. Köyümüzün Coğrafi Durumu Köyümüz idari olarak Erzincan İli Refhiye ilçesine bağlı olup Sivas sınırlarına yakın en uzak köylerden biridir. Geniş araziye sahip olan köyümüzün bünyesinde Yayla ve Yazı köyü mezraları bulunmaktadır. Şuan için yayla mezrasında yerleşim bulunmamakla beraber Yazı merasında yaşam devam etmektedir. Yerleşim konumu itibariyle şirin bir görünüm arz etmekte olup otantik yaşamları ile de gelenek ve göreneklerine bağlı yaşamanın güzelliklerini sergileyerek örnek olma özelliklerini korumuşlardır. Batısında Gemecik, Kuzey Batısında Kadıköy,Güneyinde Yukarıyıldızören (Köst), Doğusunda ise Tülü köyü ile çevrelenmiştir. Köyümüz ve çevresinde karasal iklim hakimdir. Bu iklimin özelliği yazları sıcak ve kurak, kışları ise çok soğuk ve de karlı geçmesidir. Bu sebeple bitki örtüsü olarak çam, meşe, ardıç ile su kenarlarında iğde, söğüt ve kavak ağaçları yetişmektedir. Ekilebilir tarım ürünlerinden buğday, fiğ, arpa ve yulaf ekilmekte ayrıca et ve süt hayvancılığında kullanılmak üzere çayırotu, yonca ve gorunga da yetiştirilmektedir. Aileler kendilerine ait sulu alanlara ihtiyaçlarını giderebilmek amacıyla bostan yaparak sebze vs. türü ve günlük ve mevsimlik ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlardı. Ayrıca yemiş olarak karambuk, böğürtlen, erik, alış ve armut türünde yiyeceklerde köyümüzün muhtelif yerlerinde bulunmaktaydı. Her evin ufak ve büyükbaş hayvanları olup bunların etinden ve sütünden hatta derisinden ve yününden istifade ederlerdi. İhtiyaç fazlasını da satarak zaruri ihtiyaçlarını karşılarlardı. Köyümüzün Ekonomik Durumu Köyümüz halkı 1950’li yıllardan önce ve daha sonra tarım ve hayvancılık sayesinde geçimlerini sağlamaktaydılar. Zaman içerisinde toprağın verimsiz olmasından kaynaklanan sıkıntılardan dolayı büyük kentlere göçler bu yıllarda başlamış olup bu göç dalgası, 1985’li yıllara kadar devam etmiştir. Özellikle İstanbul’a gelenler Anadolu yakası Fikirtepe, Ataşehir, Yenidoğan, Avrupa yakasında ise Okmeydanı, Bahçelievler, Kağıthane semtlerini mesken tutmuşlardır. Devlet dairelerinde veya özel sektörde çalışanlar ile kendi hesabına çalışanlar belirli bir zaman sonra emekli olmuşlar. Uzun süre bu yaşam tarzları büyük şehirlerin doğal sıkıntılarından olan hava kirliliği, trafik karmaşıklığı insanlarda stres oluşturmuş bundan dolayı da daha sessiz olan köylerine tekrar geri dönme ihtiyacını hissetmişlerdir. Bu sebeple köylerine yaptıkları toplumsal ihtiyaçlarına cevap verebilecek ihtiyaçları el birliği ile yapmanın bulundukları yeri güzelleştirmenin yaşanır bir hale getirmenin gayreti ve de çabası içinde olmuşlardır. Bu amaçla su, elektrik ile kanalizasyon ve fırını Devletinde katkılarıyla yapmışlar, Camimiz köyümüzün ileri gelenlerinden Hacı Abdullah ZOR ve Sülalesi tarafından yaptırılmıştır. Köy çeşmesinin onarımını İsmet KARABULUT tarafından yaptırılmıştır. Cami ve İmamevi Hayır sever Üyelerimiz tarafından onarılmış, diğer düzenlemeleri ise Dernek ve Maddi-Manevi Şevket ZOR, Kaya ZOR, Yakup KAVAK, Hayri KOÇAK, Adnan KOÇAK, Yavuz KOÇAK, Hacı Bekir katkılarıyla yapılmıştır. Köyümüzün Eğitim ve Kültür Durumu Köyümüze 1936 yılında yapılan İlkokul Cumhuriyetin ilk yıllarında eğitim hayatında önemli bir hizmeti yürütmüştür. İlk eğitmeni benimde yetişmemde büyük emeği olan Cazim KOÇAK’tır. Okulumuz 5 sınıflı ilkokula dönüştürülünceye kadar geçen süre içerisinde köy insanının yetişmesinde büyük emeği olmuştur. Daha sonraki yıllarda büyük şehirlere yerleşen insanların çocukları okumaya tıpkı çalışma hayatında olduğu gibi büyük önem vermişlerdir. Bunun doğal sonucu olarak hayatın bütün kademelerinde Doktorlar, Mühendisler, Hekimler, Profesörler, Öğretmenler, Eczacılar, Subaylar hülasa memleketin ihtiyaç duyduğu her kademeden insanları yetiştirmenin mutluluğunu ve bunu başarmanın onurunu duymuşlardır. Halkımız da akraba ilişkileri gelişmiştir. Bu tür ilişkilerde saygı sevgiye büyük önem verilmiştir. Köyümüz Koçak (Kucuroğlu), Karalı, Karabulut, Zor, Ağca, Aydın, Kavak ve Çolak sülalelerinden oluşmaktadır. Yıllar önce 36 hane 250 nüfusa sahip köyümüzün geçen 50 yıl içerisinde Derneğimizin yapmış olduğu araştırmaya göre 275 hane 1000’in üzerinde bir nüfusa ulaştığı görülmüştür. Geçmiş yıllarda insanların birbirleriyle çok iyi dayanışma içerisinde olduklarına tanık olmuşumdur. Düğünlerini beraberce yapmışlar, Bayramlarını beraberce kutlamışlar, Cenazelerini beraberce kaldırmışlar, beraber yaylaya çıkmışlar ve beraber eğlenmişler, beraber gülmüşler, kısaca ilişkilerinde güzel bir dayanışma örneği göstermişlerdir. ÖNSÖZ Ayrıca Derneğimizin kurulmuş olduğu 1997 yılından bu zamana görev yapan Başkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile Genel Kurul Üyelerine, ayrıca Köyümüzde Sosyal Dayanışma içerisinde gerek fikren, gerek manen, gerekse madden yardımlarını esirgemeyen herkese sonsuz teşekkürlerimizi bir borç biliriz. Köyümüzün Asil ve Güzel İnsanları; İmkanlar ölçüsünde Derneğimiz adına yazmış olduğum bu önsöz içinde birçok konuyu işlediğim, bu önsöz okunduğunda 50 senelik zaman dilimi içerisinde bazı bilgilerin verildiği görülecektir. Çabamız insanlarımızın mutluluğu ve de birliği içindir. Herkesin bu inançta olmasını beklemek en doğal hakkımızdır. Önsözde adı geçen veya yer darlığı nedeniyle bahsedemediğimiz köyümüzün insanlarından ebediyete intikal edenlere Allah’tan rahmet geride kalanlara sağlık, sıhhat ve başarılar dileriz. İzninizle Önsözü burada noktalarken bilmeyerekte hata işlediysek özür diliyoruz. Her yıl Temmuz ayında Köyümüzde buluşmak, Çukurcakçimen’in suyunu içmek, Sülük Gölünü gezip, Yayla’da serinlemek, Dereköy de tuttuğumuz Alabalıklarla, Dambulcada Çam ağaçlarının altında Su ve Kuş sesleriyle Piknik yapıp, Akşam serinliğinde düzenlenmesi Derneğimiz tarafından yapılan okulumuz oturma bölümünde, herkesin hatırasının canlandığı değirmenin kalıntılarına bakarak yorgunluk çayını yudumlamak, hatıraları tazelemek duygu ve düşünceleri ile sağlık ve mutluluk dolu günler dileyerek saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz. SALUR KÖYÜ KALKINDIRMA VE GÜZELLEŞTİRME DERNEĞİ